Davide Brivio ismini Formula 1 dünyası ilk olarak 2021 yılında duydu.
Bir önceki yıl Suzuki’ye hem takımlar şampiyonluğunu, hem de Joan Mir ile sürücüler şampiyonluğunu getiren Brivio, iki tekerde büyük bir başarı elde ettikten sonra iki tekerden dört tekere çıkmaya karar vermiş ve Alpine ile Formula 1 dünyasına adım atmıştı.
Cesur bir transferdi, her iki taraf adına da çığır açabilecek bir transferdi. Aprilia’nin Ferrari’den Massimo Rivola’yı transfer etmesine benzer bir etki beklemiştim. Hiç olmazsa Brivio’nun birtakım yapısal sorunları çözebileceğini düşünmüştüm.
Olmadı.
Olmamasının sebebi ise Alpine. Brivio değil.

BİR ENSTONE KLASİĞİ
Neler olup bittiğine kısaca bakalım.
2020 yılı biterken Enstone merkezli takım uzun süredir takım patronluğunu üstlenen Cyril Abiteboul’u kovdu, ardından da Davide Brivio ile anlaştı. Herkes kendisinin takım patronu olacağını sandı.
Oysa ki durum farklıydı; yönetim, önce “takım patronsuz ortak yönetişim yapısı” deneyecek, sonrasında ise Brivio dışındaki neredeyse herkesi ya kovacak, ya da takımdan ayrılmalarına göz yumacaktı. Önce Marcin Budkowski, sonrasında ise danışman Alain Prost takımdan ayrılacaktı.
Hepsi olabilecek en kötü takım patronu Otmar Szafnauer’i takıma getirmek içindi.
Otmar Szafnauer ile “100 yarışta şampiyonluk” gibi ölü doğan bir projeye atılan, bu yolda önce Fernando Alonso’yu, ardından Oscar Piastri’yi kaybeden Alpine, Brivio’nun da icabını baktı. Szafnauer’in gelişinin ardından kendisi Alpine Sürücü Akademisi’nin başına getirildi.
Alpine, eski CEO Laurent Rossi’nin ihtirasları sonucu kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşen bu yapı değişikliğinin bedelini ağır ödedi. 2023 sezonunda ilerleme kaydedemeyen takım, üst yönetim tarafından Rossi’nin görevine son verilmesiyle birlikte “100 yarışta şampiyonluk” projesini de çöpe attı.
İlk olarak 2023 sezonunun ortasında Szafnauer gitti, yerine teknik patron Bruno Famin geldi. Esteban Ocon’un takımdan ayrılışı sürecini yönetemeyişi ile hatırladığımız Famin de sadece bir yıl dayanabildi, o da 2024 sezonunun ortasında yerini Formula 2’den tanıdığımız Oliver Oakes’a bıraktı. İlginçtir ki Oliver Oakes da yalnızca bir yıl dayanabilecek, 2025 sezonunun ortasında eski takım patronu Flavio Briatore geri dönecekti.
Bu süreçte takım tamamen çöktü. 2023 sezonunda Monaco ve Hollanda’da, 2024 sezonunda ise Brezilya’da podyum gören takım, buna rağmen önce 4. sıradan 6. sıraya, sonrasında ise son sıraya geriledi.
Geri dönüşüne tamamen karşı olduğum Briatore’nin liderliğinde Alpine 2026 sezonu için toparlanma emareleri gösteriyor. Bunlar da başka bir yazının konusu olsun. Biz yavaş yavaş Brivio’ya dönelim.

BRIVIO’NUN DÖNÜŞÜ
Davide Brivio gibi bir adam normalde böyle toksik bir ortamda hayatta kalabilecek, nizam getirebilecek, “100 yarışta şampiyonluk” gibi bir projenin de liderliğini rahatlıkla üstlenebilecek bir insan.
Fakat takımdaki ihtiras ve güç savaşlarının ardından Formula 1 macerası sadece 3 sene sürdü. Bu 3 sene boyunca ne bir etki yaratabildi, ne de istediklerini elde edebildi. Alpine birçok insanı olduğu gibi Brivio’yu da sistemine dahil etmek yerine bir güzel öğütmüştü.
2023 sezonunun ardından beklenen gerçekleşti ve Brivio takımdan ayrıldı. Sadece bir yıl “yarış direktörü” görevinde bulunmuş, o bir yılda da Alpine her şeye rağmen yarış kazanmış, podyum elde etmiş, takımlar şampiyonasında da beşinci olmuştu.
Formula 1 macerasının sona ermesiyle birlikte Brivio için MotoGP yolları yeniden göründü. Kaotik takımlarda tecrübesi bulunan Brivio’nun yeni adresi, seriye yeni adım atan Trackhouse Racing oldu.
Trackhouse’un bir NASCAR takımı olarak seriye girişini kısaca özetleyelim: RNF Aprilia olarak bildiğimiz takım 2023 sezonu biterken seriye katılım anlaşmalarını defalarca ihlal ettiğinden ötürü MotoGP yönetimi tarafından seriden çıkartılıyor. Yerine de Aprilia motosikletlerini ve Raul Fernandez-Miguel Oliveira kadrosunu devralan Trackhouse Racing geliyor.
2024 sezonunda Brivio liderliğinde işler fena gitmedi. Önce Miguel Oliveira, sonra da Raul Fernandez fabrika motosikletlerine kavuştular.
2025 sezonunda ise her şey daha da iyiye gitti. Honda’dan çalınan ve Miguel Oliveira’nın yerini alan çaylak Ai Ogura henüz ilk yarışını beşinci sırada tamamlayarak herkesi büyüledi. Raul Fernandez’in uzun süredir beklenen gelişimi de nihayet gerçekleşti, sezonun ortasından itibaren düzenli olarak ilk 10’a girmeye başlayan Fernandez, Phillip Island’da damalı bayrağı ilk sırada görerek, ilk podyumunu galibiyetle elde etti.
Brivio bir uydu projesinin başına geçmişti. Elinde potansiyelli ama bir türlü gelişmeyen bir Raul Fernandez, hızlı ama dikiş tutmaz bir Aprilia ve MotoGP’ye alışkın olmayan Amerikalı bir takım vardı.
Trackhouse artık yarış kazanmış, Aprilia desteğini tamamen arkasına almış, genç pilotlarının potansiyellerinden faydalanabilen bir takım.

KAPATIRKEN
2027 sezonunda kurallar tamamen değişiyor. Aprilia aerodinami çağının öncülüğünü yapmış, yeniliklere ayak uydurabilen bir takım.
Olur da Aprilia yeni kurallar gelince kendini gösterebilirse, neden Trackhouse Racing’den ikinci bir Pramac Racing olmasın diye soruyor insan.
Davide Brivio varken her şey mümkün.
Kendisinin ne etinden ne sütünden faydalanabilen Alpine düşünsün şimdi.













