Latin Amerika edebiyatının en büyük yazarlarından Jorge Luis Borges deneme, öykü, eleştiri, roman, neredeyse tüm edebi türlerde eser vermiş, 20. yüzyılın gerçek efsanesi diyebileceğimiz bir yazar. Ondan bir nesil sonra gelen Eduardo Galeano’nun aksine spordan da pek hoşlanmaz, fakat kendisinin ülkemizde pek bilinmeyen bir eserine gönderme içerecek bu motor sporları temalı yazımız. Kendisinden ve kaleminden özür dileyerek başlayalım.
Borges’in 1941 yılında o dönemin genç yazarı Adolfo Bioy Casares ile ortaklaşa kaleme aldığı Don Isidiro Parodi’ye Altı Bilmece harika bir polisiye kitabı. Haksız yere 21 yıl hapse mahkum edilen Don Isidiro Parodi’nin kendisini ziyarete gelen altı kişinin esrarengiz hikayelerini ve bu hikayelerin “deha” konumundaki Parodi tarafından çözülmesini anlatıyor kitap. Kitabın altı bölümünde de olay örgüsü aynı; konuklar gelir, hikayelerini anlatır, sorularını sorar, Parodi de gayet basit şekilde cevaplar bu soruları.
Kitabın en ilgi çekici özelliği, Parodi’nin olayları oldukça basit bilmecelermiş gibi çözmesi. 15-20 sayfa boyunca okuduğumuz ve “neler oluyor” sorusunu sorduğumuz hikayelerin alt metnini basit fakat akıl almaz şekilde çözer Parodi, cevap karşısında ağzımızı açık bırakır. Kompleks soruların çok da kompleks olmadığını gösterir bize.
Şimdi gelelim edebiyatla bataryaların, Borges ile Formula 1’in buluştuğu noktaya…
Formula 1 zor günlerden geçiyor. 2026 sezonunun ilk iki yarışı geride kaldı bile. Zevkli mücadeleler gördük, zirveye dönen bir armada gördük, yıllardır fırsat bekleyen bir ismin ve uzun süredir beklenen bir gencin başarı merdivenlerini tırmanmaya başladığını gördük. Dışarıdan zevkli dursa bile aslında durum pek de iyi değil. Çözülmeyi bekleyen problemler var. Bataryalar, geçiş modlarının tutarsızlığı, düzlük sonunda boğulan araçlar, her startta en az bir pilotun ciddi sıra kaybetmesi, dayanıklılık sorunları… hepsi oldukça kompleks duran problemler dışarıdan. Yeni kurallar geleli iki yarış oldu ve şimdiden değişiklik isteyen bazı “isimler” var (kendimizi kandırmayalım, bu isimlerin Max Verstappen ve Fernando Alonso olduğunu herkes biliyor).
Sportif olarak da sıkıntılar mevcut değil. Kimsenin sevmediği, suni mücadele eklemekten başka işe yaramayan sprint yarışı formatında ısrar ediliyor. Formula 1’in pek değerli CEO’su Stefano Domenicali’nin suni mücadele sevdiğini biliyoruz zaten, gücü kesilen araçların viraj ortasında geçilmesinin muhtemelen “büyük heyecan” olduğunu düşünüyordur.
Bir de Orta Doğu meselesi var. MotoGP rahat rahat “erteledik” diyebilirken Formula 1 yuvarlak ifadeler kullanıyor Bahreyn ve Suudi Arabistan yarışlarının iptali için.
Cadde pisti inadından ötürü Madrid gibi yetişip yetişmeyeceği dahi belli olmayan bir pistte yarış izleyecek olmamız da cabası.
Problem, problem, problem. Onlarca kompleks soru var karşımızda.
Ancak az önce bahsettiğimiz gibi, Borges ve Casares’in bize gösterdiği gibi, eğer doğru soruları sorarsak, belki de oldukça basit çözümlere de ulaşabiliriz. Kendimi -edebiyatseverlerin affına sığınarak- Jorge Luis Borges yerine koyuyor, okuyucularımı da Casares olarak düşünüyor ve “Don Stefano Domenicali’ye Altı Bilmece” iletiyorum.
1- Formula 1’de mücadelelerin suni duruma gelmesinden ne kadar rahatsız?
2- Hiç kimsenin beğenmediği sprint yarışı formatında ne kadar daha ısrar edecek?
3- Araçların düzlük sonunda bir anda saatte 20 ila 40 kilometre yavaşlamasına çözüm bulunacak mı? Formula 1 pilotlarının yarışmak yerine “şu virajda batarya doldurayım, bu virajda batarya kullanayım” şeklinde Need For Speed’de nitro açarmış gibi yarışması mevzusu bir yarışsever olarak ne kadar içine siniyor?
4- 2029 yılında kuralları değiştirmeyi düşünüyor mu? Yarışseverler rahatsız, pilotlar rahatsız, markalar ise bir “Ar-Ge” masalı tutturmuş gidiyor. Yarış kalitesini göz önünde bulundurup kuralları değiştirecek mi?
5- Hiç olmazsa içten yanmalı motorlardan gelen güç akışının artması için bir çalışma var mı?
6- Orta Doğu yarışları neden “Nisan ayında yapılmayacak” gibi yuvarlak bir ifadeyle iptal edildi? Ağustos sıcağında veya Ekim-Kasım ayının yoğunluğunda ciddi ciddi bu iki yarışı düzenlemeyi mi planlıyor?
Don Stefano Domenicali’nin bir “parodi” olmadığını, aksine her geçen gün daha fazla maruz kaldığımız bir gerçeklik olduğunu biliyoruz. Öyle ki, kendisi Çin GP’si sonrası dinlenme odasına daldı canlı yayın esnasında ve pilotları tebrik etti. Mohammed Ben Sulayem hiç olmazsa her yarışta ortaya çıkabilmek için “FIA madalyası” diye bir şey uydurmuştu, Don Stefano onu da yapmadan direkt girdi içeri. Dolayısıyla o bir parodi değil.
Ancak eğer ki belli sorunlara çözümler bulunamazsa, Formula 1 yakında en iyi pilotların ve en iyi araçların serisi değil, eski halinin bir parodisi olmaya doğru ilerliyor. Araçların kendi kendine yavaşladığı bir seriyi kim niye izlesin ki?
Don Stefano sorduğumuz soruların istendiği takdirde basit cevaplanacak sorular olduğunu biliyor. Doğru cevapların Formula 1’e kaybettiği ruhun hiç olmazsa bir kısmını ekleyebileceğini de biliyor.
Artık top tamamen kendisinde. Kaleyi bulup bulamayacağını göreceğiz.













